Yaşam kavgada güzeldir. Onurlu bir yaşam aşkıyla coşan yüreklerde, başarıyla yürümekte…
Attığın her adımın sağlam temeller yarattığından kıvanç duyarak yaşamak. Dur durak bilmeden koşmak zafer naralarının atıldığı doruklara doğru. Oralardan solumak özgürlüğün eşsiz sevincini. Hayata bir şeyler bırakmak kendinden. Manevi, güzel, ulaşılması zor bir amaç arzulamak yürekten. Hayal kurmak ve hayali gerçeğe kavuşturmak. İşte gerillam, bu dağların hakikatinin adı özgürlük. Ve sen, ulaşılması zor olanın doruğunda, hakikat aşkıyla özgür olansın. Sen özgürlüğe, umutla, aşkla, direnişle bağlandın ve bu amaç uğruna büyük bir azimle savaştın.
Özgürlük dağlarında büyük bir dava uğruna Kemale ermekti amacın. Özgürlük devrimi doğuran her fırtınanın içerisine dalmak ve kahramanca savaşmaktı arzuladığın. Bir lokma, bir hırka felsefesinde dervişane yaşamlarıyla anlamlaşan Egid’lerin yoldaşısın sen artık. Kürdistanlı kadınların ellerine nakşedilmiş emeğin, yüreklerindeki cesaretin tanığısın. Sen, Apocu devrimcilerin izinde erdemlilikle yürüyen, kemale ermişçesine derinleşen bir militansın.
Heybetli dağları ve ovalarıyla, soluksuz bir güzelliğe sahip Serhed yöresinin Egid bir gencidir Kemal. Kemal’in ailesi o daha doğmadan metropollere göçer ve Kemal gözlerini kimine hülyalı hayallerin mekanı kimine ise onu yutan bir şehir olan İstanbul’ da açar hayata. Ailesi, her mevsim bir başka güzelliği iç içe yaşayan topraklarından zamansız göçenlerdendir. Kemal, yıllarca kendi topraklarından bihaber yurt hasreti çeker yaban topraklarda. Hele bir de memleketi Ağrı’nın asi dağını görmeyi çok ister. Kemal’in memleketindeki Ağrı dağı, insanlarının çektiği acıların yasını tutarcasına dört mevsimi başı dumanlı, başı karlı geçirir. Kemal, sürekli isyanlara beşiklik etmiş, binlerce kahraman Kürt gencine kucak açmış toprakların çocuğu olmasına rağmen yaban ellerde gerçekliğinden, kimliğinden, dilinden, kültüründen uzakta büyür. İnsanın yüreğini yakan dengbejlerin sesiyle çok geç tanışır ve kendisini etkileyen bu ezgilere bağlanır. Memleketi Ağrı’da efsaneleşen kahramanların hikayeleri ile Kürtlüğünü tanımaya başlar. Halkının umutsuzca sürekli metropol topraklarına göç etmesini ve kendi dillerinin yerine başka bir dille eğitim görmek zorunda kalmalarını kabullenemez ve başka bir dili konuşmak artık ona çok zor gelir.
Kendi diline, kültürüne ve topraklarına yabancılaştırılması onu çelişkilere ve arayışlara sevk eder. Ne zaman ki kendi gerçekliğini öğrenmeye başlar, benliğinde ve belleğinde de düşman bilinci gelişir. Halkının çektiklerine şahitlik ettikçe onuru, gururu, vicdanı yaşananları kabul etmez ve sıradan bir yaşamı sürdürmeyi kendisine kabul edemez. Kürdistan dağlarında Kürt halkının özgürlüğü için savaşan gerillaların yaşamlarını araştırmaya koyulur. Kürdistan özgürlük gerillalarının düşmana karşı hakikat uğrunda özgürce savaşarak şahadete ulaştıklarını görür. Bu Kemal’de derin etkiler yaratır. Vicdanı tüm bu olanlara sessiz kalamaz ve özgürlük davasında o da öfkenin bir diğer adı olmak ister. Öfke onun kendisinde bütünleşerek akacaktır düşmanın üzerine. Kemal şehirlerde gençlik faaliyetleri yürütmeye başlar. Düşmanı her sokakta vurarak, etkili eylemler gerçekleştirerek Kürt gençlerini örgütler. Tüm bunlar Kemal’in yüreğindeki öfkeyi soğutmaya yetmez. İnkâr edilen benliğine, öz cevherine ancak Kürdistan topraklarında ve ancak Kürdistan dağlarında kavuşabileceğini bilir Kemal. Yüreğinde özgürlüğe beslediği heyecanla ve umutla yönünü Kürdistan özgürlük saflarına verir.
Denizlerin dehlizlerinde bir yabancı yolcuydum. Yurdumdan uzak, yabancı ellerin esiriydim sanki. Bir hüzünlü kaval sesi gibi sızlayan memleket hasretiyle zinde tutardım kendimi. Yoksa insanı bir lokmada yutacak bu dünyaya, bir Kürt olarak kafa tutmak zor. Dikenli tellerin, mayınlı tarlaların, sınırlı yolların, arsız kurşunların hedefiydik. Sesimiz, soluğumuz kirli ellerle, kanlı postallarla kısıldı. İrademize kan bulaştırdılar. Kürt olarak biz yine de onurumuzla dimdik, kimsesiz ayakta yürümeye devam ettik. Bize güç veren ise her zaman başımız dik bir şekilde taşıdığımız değerlerimiz, onurumuz ve yüreğimizdeki özgürlük tutkumuz oldu. Yüz yıllara varan halk gerçekliğimizin inkarına karşı biz, hep isyanlarda savaş verdik. Son nefesimize, kanımızın son damlasına, bedendeki son hücreye kadar savaşmaya, kazanmaya devam ettik.
Kemal, 2011 yılında İstanbul’un çölleşen insanlığından, dervişi insanların dergâhı olan Dersim dağlarında Kürdistan ile ilk defa buluşur. Kürdistan’a kavuşmak Kemal için, kendi gerçekliğiyle ve özgürlükle buluşması için attığı ilk adımdır. Gerilla Kemal, gerillaların yaşam meskeni Kürdistan dağlarında karşılaştığı her gerillanın ellerindeki silahları ile gabardin elbiseleri içerisindeki heybetli duruşlarından adeta büyülenir. Ona seslenirken adından önce telaffuz edilen Heval kelimesi, onun kulağına çalınan en manidar sözcük olarak yüreğine derinlerine kazınır. Onların hevali olarak artık onların yaşamlarına, iradelerine, umutlarına, hayallerine, savaşlarına ortak olmuştur. Candan gelen bu sözcüğe sonsuz bir bağlılıkla, umutla tutunarak kendisini yaratacaktır Kemal. Dersim’in engin dağlarının soğuğunda, insanı kendisine çeken sırlarla dolu güzelliğinde ve kavgasında onların canlarından bir parça olarak gerillacılık yapacaktır. Munzur suyu gibi coşkulu, heyecanlı akan dağ yürekli gerillaların yaşamlarında kendisini hakikate ve anlama kavuşturmak için büyük bir emek sarf edecektir. Onlar Kemal’in, Kemal de onların yaşamının dergahında ahenkle, yüce gönüllülükle, sevgi ve zaferle donatacaktır kendisini. Her eylemde, her çatışmada yoldaşlık onun dayanacağı en güçlü zırh olacaktır. Büyütüp, beslediği her duyguyu halkın özgürlüğünde bir bilgi deryasına kavuşturacaktır. Dersim’de geçireceği 2 yıllık gerillacılık hayatını böylesi anlamlı, dolu dolu ve güçlü bir militan olarak yaşayacaktır gerilla Kemal.
2013 yılında Önder Apo Kürdistan’da çözüm olanaklarını olgunlaştırmak için büyük bir çaba içerisindedir. Ve bu esas üzerine kuzeyde yer alan gerilla güçlerine geri çekilme çağrısında bulunur. Gerillalar bu süreçte Önder Apo’nun elini güçlendirecek her karara büyük bir bağlılıkla cevap olurlar ve geri çekilme süreci düşmanın pusularına ve saldırılarına rağmen gerçekleşir. Kemal, düşmanın oyunları konusunda kendisini erkenden eğitir ve kâmil bir gerilla olur. Botan’a ulaştığında Cudi alanında kalmak için dayatmalarda bulunur. Arkadaşları Kemal’in bu istek ve ısrarına büyük değer biçer ve Kemal, Cudi alanında kalır. 2013-2014 yıllarında DAİŞ çetelerinin Rojava’ya saldırması sonucunda Kürt halkını ve Kürdistanlı halkları korumak için dağlardan gerilla grupları takviye olarak gönderilir. Genç gerilla Kemal’de Cudi alanında bir süre gerillacılık yaptıktan sonra Cudi alanından bir gerilla gurubuyla Rojava’ ya geçerek Kobanê şehrindeki tarihi mücadeleye katılır. Rojava devriminde bir gerilla olarak, büyük bir hırs ve çelikten bir iradeyle savaşır. Birçok hamle ve eylemde yer alarak rolünü büyük bir başarıyla oynar. DAİŞ’ e karşı halkı savunmak için göğüs göğüse yürütülen savaşta korkusuzca ve cesurca savaşan gerilla Kemal, girdiği bir çatışmada ağır şekilde yaralanır ve tedavi için Kobani’den çıkartılır. Tedavisinden kısa bir süre sonra cesur gerilla Kemal yeniden Botan’ın Cudi alanına geçer. Kemal, Cudi de bir süre kaldıktan sonra eğitim ihtiyacından kaynaklı ideolojik akademilere gönderilir.
Haki Karer akademisinde Önder Apo’nun savunmaları temelinde Fermandar Egid’ in ölçülerine ulaşmak için kendisini derinleştirir. Bunun yanında kadın özgürlük çizgisinde önemli derinleşmeler yaşayarak kadın yoldaşları ile doğru bir zeminde yaşayabilmek ve mücadele yürütebilmek için kendisini bilinçlendirir. Düşman zihniyetinin kendisinde yarattığı tahribattan kurtulmaya, özgürlük ilkelerini kendisinde yaratmaya ve yoldaşlık ilişkilerinde güçlü bağlar yakalamaya çabalar. Kadın yoldaşlarına karşı saygı, sevgi ve güven konularında kendisini geliştirir. Sergilediği yoldaşlık samimiyetine karşı kadın yoldaşları da ona aynı ölçülerde saygı duyar ve değer verirler. Kemal, eğitimden sonra DAİŞ ile savaşında kazandığı tecrübelerden kaynaklı Kerkük-Maxmur alanına düzenlenir. Kerkük-Maxmur hattında sergilediği güçlü pratiklerle yoldaşları tarafından saygı duyulan, esas alınan ve sevilen bir gerilla olur. Yaşadığı tecrübe ve birikimlerle hem yoldaşlarını hem de burada yer alan halkı korumak için mücadele yürütür. Duyarlı, zeki, çevik ve ciddi bir savaşçı olan Kemal, militanlık ölçüleriyle diğer yoldaşlarına da örnek olur. Askeri boyutta kullandığı veya kullanmadığı hangi silah olursa olsun kendisini uzman bir gerilla pozisyonuna ulaştırmak ister. Bu esaslar üzerine Şehit Mahir akademilerine gitme önerisinde bulunur. Şehid mahir akademileri bünyesinde branş eğitimi verilen Şehid Egid suikast okuluna geçer. Zeki gerilla Kemal, gördüğü branş eğitimiyle usta bir gerilla olur. Yeni dönem tarz ve taktiğinde yük kaldıran bir gerilla olabilmek için okuyan, araştıran ve kendisini sürekli eğiten bir militandır. Onun bu duyarlı, samimi, ciddi, dürüst yaklaşımları yoldaşlarının ilgisini de çeker ve Kemal örgütün gizlilik arz eden bazı önemli çalışmalarında yer alır. Burada sergilediği pratik ile Örgütün çalışmalarına büyük katkı sağlar.
Kemal, Bakûr alanına tekrardan gidebilmek için 2019’un son aylarında kuzey yoğunlaşma guruplarına dahil olur. Yoğunlaşma gruplarında tanıdığı yoldaşlarından ve gördüğü eğitimlerden kendisine tecrübeler, dersler çıkarır. Fakat yaralanma durumunun yarattığı bazı sağlık sorunlarından ve alanın ihtiyaçlarından dolayı medya savunma alanlarına düzenlenir. Her ne kadar Bakûr alanında gerillacılık yapmak için büyük bir istem ve çaba içerisinde olsa da örgütün ihtiyaçlarına göre her görev ve sorumluluğa tereddütsüz hazır olan dürüst militan Kemal, medya savunma alanlarında faaliyet yürütür. Burada takım komutanlığı düzeyinde görev ve sorumluluk üstlenir. Örgütün ona gösterdiği güvene layık bir katılımın sahibi olur. Her işe büyük bir moral, coşku ve sorumluluk temelinde katılım sağlar. İşinde hassas, titiz ve disiplinli bir gerilladır. Cesur gerilla Kemal yoldaşı Dewran ile birlikte örgütün onlara verdiği bir görev üzerindeyken düşmanın hain saldırısı sonucunda yoldaşıyla birlikte şehitler kervanına katılırlar. Kemal’in ardından söylediği son söz yoldaşlarına mücadele de büyük bir moral kaynağı olur.
‘’Biz yaşamda hep güldük ve her zaman da güleceğiz. Bugün saldırı olmasına rağmen biz moralimizi yaptık. Biz halayımızı çektik, şarkı söyledik, şiirler okuduk. Düşman moralimizi düşüremedi. Bizim her daim başımız dik. Ve biz başaracağız. Yılmaz Güney’in de dediği gibi ‘’Mutlaka kazanacağız’’ böyle diyor Cesur Gerilla Kemal. Kazanmaya ve başarmaya büyük bir inanç besliyor.
Kürt halkına hakikatli yaşam arayışında iki yol çizildi. Biri; ihanetin lanetinde karanlıklarda kaybolmak, diğeri ise; bir Egid gibi topraklarının her zerresine kendini adama uğrunda fedaice savaşarak özgürlüğün anahtarı, Apocuların çizgisinde yürümek. Kahraman gerilla Kemal de, halkının özgürlüğünün yolunda fedaileşerek savaşmayı seçti. Cennet topraklar olan Kürdistan’da, güruh bir ruh gibi yaşamayı kendisine haram kıldı. Apocu gerillaların onurlu yolunda kendini devrime an be an adadı.
Tüm inkarların üzerine aydınlık bir ışık gibi doğdu. Diline, toprağına, kültürüne vurulan inkâr zincirlerini, Ağrı dağı kadar yüce cesaretiyle kırdı. Özgürlüğe susayan topraklarının acısına merhem olmak ve halkına hakikatli bir yaşamı vaat etmek için ter döktü, gözyaşı döktü, kan döktü. Bir tohum oldu Kemal, toprağa düştü ve yepyeni bir yaşamın müjdecisi oldu. Kurak topraklar onun bedeninde yeniden canlanma umudu buldu. Havaya karıştı Kemal, denizleri aştı ve sonunda Özgür ve bilge insanın hakikat dergahına ulaştı, aydınlandı.
