Kadın direnişi açısından da mayıs ayı her bir günü kahramanların adıyla anlam kazanmış bir ay.
Mayıs’ta sömürgecilere karşı kadın direnişi Kürdistan tarihindeki kadın direnişinin önemli sembollerinden olan Leyla Qasımlar’dan başlar. Leyla Qasım, Irak rejimi tarafından idama götürülürken ardılı olarak binlerce Leyla’nın doğacağı sözleriyle adeta Kürt kadınlarının özgürlük tutkularının günümüzde ulaştığı düzeyi ifade etmiştir. Kürt halkı kız çocuklarına Leyla Qasım gibi cesur, direngen ve özgür ruhlu olsun diye Leyla ismini vermiştir. Elbette bu ismi alan Kürt kızları özgürlüğü aramak ve yaratmak için özgürlük iddiasında ve ısrarında olmuşlardır.
Bu mirasın en önemli takipçilerinden birisi de hem sesiyle hem mücadelesiyle hem de zulme karşı kendi şahsında açığa çıkarttığı savaşçılığıyla tarihe önemli bir iz bırakmış olan şehit Mizgin’ dir. Hozan Mizgîn hem Kürt kadınlarının toplumsal örgütlülüğünün hem de kadın ordulaşmasının öncülerinden olmuştur. Hozan Mizgîn, hem halk örgütlenmesindeki öncülüğü hem çelikten bir iradeye sahip oldıuğu komutanlığı hem de sanatçı kişiliyle PKK mücadelesinin renkli özünü ifade eden ve kadın mücadele tarihinin en çarpıcı kadın kişiliklerindendir. Hem toplum içinde kadın örgütlenmesinin hem gerilla saflarında kadın ordulaşmasının ve komutanlaşmasının öncülerinden olmakla birlikte, herkesi büyüleyen yanı ise sanatçı kişiliğidir. Hem toplum içinde hem gerilla saflarında etkin ve başarılı olması belki de sanatçı duygularının gücünden gelmektedir. Sanatçı ruhu; her işini inanarak, severek yapmasını getirdiği gibi, sanatsal inceliği ise her işi derinliğine düşünüp planlamasını ve her ayrıntısına kadar titizlikle üzerinde durmasını getirmiştir. Hem inancının derinliği hem de işine karşı titiz ve incelikli yaklaşımı, el attığı her işte başarılı olmasını getirdiği gibi, kişiliğinin farkını, kadın rengini açığa çıkarmıştır.
Bazı insanları tanımamış olmak, tanımaya geç kalmış olmak büyük bir talihsizlik. Onları gören ve tanıyanların öğrendikleri ve aldıkları mücadele yürüyüşlerine yön verecek, doğrultu verecek derecede büyüktür. Kendi deneyimleriyle yavaş yavaş belki de yıllarca öğreneceklerini, Onların bir sözüyle anlar ve büyük adım atma gücü toplarsınız. Ama PKK yoldaşlığı tarihe ve bizlere; tanımanın, anlamanın sadece birebir görmekten ibaret olmadığı gerçeğini gösterdi. Önemli olan gönül gözüyle, daha doğrusu özgürlük yüreğinin gözüyle bakmak ve anlamaktır. Bu anlamda Hozan, komutan, kadın devrimci Mizgîn için bir de şarkıdan anlayacak, öğrenecek çok şey vardır. Tınıları tarih kokan, zulme karşı isyanı körükleyen sesi zaten her an gerilla yaşamının bir parçasıdır. “PKK bitmemiş bir türkü, bir şiir” dedi Önder Apo. PKK yaşamını bir türkü akışı olarak ele alırsak bu yaşamı dolu dolu, en kızgın ve coşkuyla yaşayanlardan biri O. Ve PKK’yi türküleştirmek yönünden ele alırsak, Onun türküleri kadar PKK’yi içtenlikle anlatan, yoldaşlık sıcaklığını, yurtseverliği, direnişin anlamını anlatan var mıdır? Türküleri sanki bugün söyleniyor gibi içimizi ısıtır, PKK’yi anlatır ve insanları PKK’ye çeker.
Yüreğin en gizli köşelerine saklanmış ama en içten en derin duyguları dile getirme cesaretidir sanatçılık. Herkes dile getiremez çünkü bu, yüreğin kuytuluklarına nasıl duygular sığdırdığına bağlıdır. İşte sanatçı olmak; bireyci, bencil duyguları aşmak ve yüreğe bir toplumun özlemlerini, acılarını, umutlarını sığdırabilmektir. Yürekteki istem ve duygular yüceleştikçe, sanatçının artık salt kendisine ait değil, toplumun tamamına ait olduğu ve toplumsal değerler bütünü ile özdeşleştiği açığa çıkar. Bu nedenle toplum da onun kişiliğinde ve mücadelesinde kendi özünü, değerlerini nasıl yaşatması ve koruması gerektiğini görür. Onu kendi dili, hissi, aklı kabul eder. Sanatın tarih boyunca toplumların bir direniş yöntemi olmasının temelinde sanatçıların toplumla özdeşleşmiş ruhu ve toplumsal öncülük yönü vardır. Gerçek sanatçı bulduğu doğruyu, bedeli ne olursa olsun savunmayı, sanatçılığın ilkesi olarak ele alandır. Şehit Mizgîn şahsında somutlaşan sanatçılığı işte böyle tarif edebiliriz. Toplumunun acılarını en derinden hisseden, bunları aşmanın yolunu arayan ve bu arayışının öncülüğünü yapan bir sanatçı duruşudur onunki.
Hozan Mizgîn, Kürt kadınının özgürlük hareketinin ilk örgütlü kimliği olan YJWK’nin kurucularındandır aynı zamanda. Hem özgülük bilinciyle hem tarihin derinliklerinden süzülüp gelen duygulu sesiyle Kürt kadınlarının örgütlenmesinde büyük bir rol oynamıştır. Kadın ordulaşmasının ilk komutanlarından olmuş, gittiği her yerde hem halkın hem de yoldaşlarının gönlünde, fedakarlığı, morali ve emeğiyle yer etmiştir. Halk çalışmalarında olduğu gibi gerilla saflarında da sesinin güzelliği ve sanatının inceliğiyle öncülük yapmayı sürdürmüştür. Savaşın en kızgın olduğu ve düşmanın gerillayı tüm Kürdistan’da mevzilenmesini derinleştirmeden imha siyasetini yürüttüğü bir dönemde Şehit Mizgîn eyalet komutanı olarak mücadeleye öncülük etmiştir. Kadın ordulaşmasında olduğu kadar kadın komutanlaşmasında da örnek ve öncü kadınlardandır.
Bugün kadınlar demokrasi mücadelesinin en keskin savunucuları olarak hiçbir baskıya boyun eğmeden mücadele etmekteler. İmha ve inkâr politikasına inat kadın mevzilenmesi gün geçtikçe derinleşmektedir. Kadın hareketinin meydanlardan dağlara büyük gelişmeler katettiği günümüzde, meydanlarda ve dağlarda hala onun türküleriyle yankılanmaktadır.
