HPG

Kurdistan Halk Savunma Güçleri

Önder Apo; “ÇALIŞMA, MÜCADELE, SAVAŞ; YAŞAMIN ANA KİLİT TAŞLARIDIR” der. Bu kilit taşları da insanın kendi yaşam gerçekliğini bilmesinden ve kendisini özgürlük ilkelerine göre eğitmesinden geçer.  

  Yaşamı; bilimsel değil de felsefi bir bakış açısı ile ele almaya çalışırsak; Yaşam, tarihsel bir döngünün içerisindeki tüm değişim ve dönüşümlerini kendinde barındıran, her anında onlarca duyguyu yaşattıran ve varlığı o duygular nezdinde bütünleştiren, hatıralardan ibaret olmayan bir denklemin ve diyalektiğin bir başka adıdır.  Varlığın gerçekliğini ve aslında var olmanın rüşeym halini dile getirmek zor olduğu kadar nasıl yaşanıldığı da tarihsel bir öneme sahiptir. Özgür bir yaşam ya da kölece bir yaşam tarzının farklılığı her ne kadar iki çizgi, iki düşünce ve iki sınıf halinde ele alınması gerektiğinin yanında, yaşamın bir bütünen var olma, ilerleme ve değişimlere uğrama etkenleriyle ele alınması gerektiği ortadadır.  Yaşamın sadece düz bir çizgiden ibaret olmadığı, aşikâr olduğu kadar hakidir de. Bu neticede şehir yaşamının, köy yaşamının, sokak yaşamının ve dahası o farklı zaman ve mekânda ortaya çıkan yaşamların tamamında sınıfsal yaşam biçimlerinin belirginliği göze çarpar. Birbirinden farklı sayamayacağımız sayıdaki yaşam tarzlarının ve gerçekliğinin buluştuğu tek bir nokta vardır. O da “nefes alabildiğimiz kadar yaşayabildiğimiz “ teorisidir.

 

Bu bağlamda düşünce biçimi, insana nasıl yaşaması gerektiği sorusunu sormaya ve bu sorunun cevabını aramanın yolunu açar. Düşünce biçimi insanın yaşamına büyük etkide bulunan ve yaşamına yön veren, ahlaki ve politik kişilik kazandırmaya yarayan, felsefi bir bakış açısıdır. Bu bakış açısına ve ideolojik bütünlüğe sahip olan APOCU felsefe ve paradigmanın savunucuları olan Kurdistan Özgürlük Gerillaları “nefes alabildiğimiz kadar, yaşayabildiğimiz “teorisini yaşam pratiklerinde boşa çıkarmışlardır.

 

Gerilla deyince ilk akla gelen, bütün zorluklara rağmen özgürlük ilkelerine göre yaşayabilmesi ve yaşam mücadelesinde büyük bir azimle destanlar yazmasıdır.  Dağlarda üç temel kavram ile mücadele edilir.  Bu kavramların tamamının merkezinde kendi gerçekliğine kavuşma ve yanlışa karşı mücadele yürütmek vardır. Bu kavramlar sırasıyla; doğa ile mücadele, düşman ile mücadele ve en önemli olanı ise özgür insan kişiliğine kavuşma mücadelesidir. Yani kendi kişiliğiniz ile savaşmak.  Kendi kişiliğini, benliğini ortaya çıkarmadan ve kendini çözümleyemeden düşman çözümlenebilir mi? Düşman gerçekliği, halk gerçekliği, kişi ve doğa gerçekliğini, kişi kendi cevherinde çözümlemeden nasıl bir yol alabilir? Eğer bir yol alınsa dahi, ne kadar ideolojik çizgide olur? İşte bütün bunların cevabı, özgür dağlarda sarf edilen yaşam mücadelesinde ve yaşamın her bir anına kendini ve içerisinde bulunduğun toplumu eğitme bakışında saklı. Emek bilincinin ve yoldaşlık bilincinin üst seviyede yaşamsal kılındığı bu dağlarda, kişi an be an kendisini çözümleyerek politik kişiliğini ön plana çıkarma gayreti içerisindedir.  Kişi kendisini tanıyabildiği kadar, yaşamını anlamla, varlığını ise sonsuzlukla taçlandırır.

 

Önder APO bir çizgi, bir felsefe ve bir yaşam tarzıdır. Önder APO an be an kendi kişiliğinde yaptığı değişimlerle, sosyalist bir kişiliğin aslında mümkün olduğunu tüm dünyaya kanıtlamış, bütünlüklü ve devrimci bir ruhun gerçekliğini yaratmıştır.  Önder APO’ ya gönül veren milyonlarca insan da, önder Apo’yu esas alarak kişiliklerini anlamsal ve yaşamsal bir evreye taşımaktadırlar. Bundan dolayı sınıfsal bir yaşamın aşılması gerektiği aşikar olduğu kadar, özgürlükçü ve kararlı bir yaşamın da kapısı sonuna kadar açılmıştır.

 

 Bu konuda Önder APO 3 Ocak 1998 yılında yaptığı bir çözümlemesinde; “Yaşam, kararlığınızdaki, esastaki yanlışlık bütün ömrünüzü belirlediği gibi bütün sorunlarınızın da kaynağıdır. Çok genelde insan yaşamı nedir sorununa da cevap olamamak kadar, yaşam diye belirtilen olayın bizdeki biçimlenişiyle tüm esas noktalardaki özüne ters düşüş sizleri çok tehlikeli kılıyor. Aslında devrimci yöntemle bizim yapmak istediğimiz doğru bir yaşam tanımına ulaşabilmek ve yaşanılacaksa bu temelde bir doğru yaşam kararını verdirebilmek. Bütün direnişiniz hem yaşam tanımına hem de bizim yaşam kararlılığımıza karşı olmaktır. Bu savaştaki trajik bütün durumlara daha derinden bir anlam vermek istediğimizde gelip bu noktaya dayanabiliyoruz. Yaşamı tanımayanlar, nasıl yaşamak konusunda kararı güçlü veremeyenlerin savaşta çok kötü kaybetmeleri doğaldır. Fakat mesele tanımı geliştirip geliştirmemek, kararı yine geliştirip geliştirmemek değil de bu karşı direnişinizi kıramıyoruz. Bunu ben çözemiyorum. Tabi bunun altında zayıf duygular, çok etkili durumlar, eğitimsizlik ve bir de çok kötü afyon tarzı dediğimiz alışkanlıklara başından saplantılı durum, sizin tamamen o karşı inadınızı besliyor. Ve bunu da kırmak düşmanı kırmaktan daha zor.” der.

 

“Zafer düşüncede başlar, savaş her zaman düşüncede kazanılır.” 

 Alışkanlıkların ve kişilik sorunlarının engel teşkil ettiği, sosyalist ve devrimci kişilikte, sağlıklı bir pratik ve sağlıklı bir yaşamın elde edilemeyeceği açıktır. Bundan dolayı Önder APO ilk andan itibaren kişinin değişim ve dönüşümünü ele alan eğitimleri esas alır. Bu da daha iyi sonuç almanın ve ideolojik bir bağlılığın önünü açar. Eğer istenen özgürlük ise, bunun bedeli de kendinde yeni bir ben yaratmaktan geçer. Belki bu yol ve savaş ağır ve sancılıdır, lakin sonucu Muhteşem bir devrimci ve sosyalist kişiliktir.  Apocu felsefesinin yaşayanları, Yaşama anlam katma ve kişiliğini yaşama göre şekillendirmenin zafere götürdüğünün bilinci ile doğru bir yaşamın, doğru kişilik çözümlemeleri ile ele alındığını, Önder Apo’yu okuyarak, araştırarak ve kendinde yaşamsal kılarak gerekçi kılarlar.

 Önder APO bir başka çözümlemesinde; “Beyni düşünmeyen, düşüncede zaferi kazanmayan mücadele kendiliğinden başarıya götürmez. Bunun için bu sözde, düşünce gücüne büyük ağırlık verdim. Ben bu savaşı düşünce gücüyle, söz gücüyle kazanıyorum. Ne kadar doğru olursa, ne kadar üzerine titizlikle durursan, pratik kendiliğinden sağlıklı bir yolda gelişir ve başarıya ulaşır. .”der.

Söz eyleme geçmesi gereken gerçekliktir. Sistemin çarkları arasında insanın parçalandığı en temel aygıt olan Eğitimin, gerilla yaşamında en önemli konu olması bundan dolayıdır. Çünkü Apocu mücadele kaybedilmiş olan insanlık değerlerinin, onurunun, hakikatinin ve yaşamının tekraran gün yüzüne çıkarılmasını esas alır. Bunun için de eğitim ile bu kaybedilenler bulunabilir ve insanlığa ait değerler tekrardan insanlıkla buluşturulabilir.